Alihan Kuriş’in liderliğini yaptığı iddia edilen yapılanmaya yönelik üçüncü dalga operasyonda 35 şüpheli tutuklandı, 2 kişiye adli kontrol uygulandı. Soruşturma kapsamında 11 şirket ve 4 derneğe kayyum atandı.
Alihan Kuriş soruşturması genişliyor: Üçüncü dalgada 35 tutuklama
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca Alihan Kuriş’in liderliğini yaptığı iddia edilen yapılanmaya yönelik yürütülen soruşturmanın üçüncü dalgasında adliyeye sevk edilen 37 şüpheliden 35’i tutuklandı. İki şüpheli hakkında adli kontrol kararı verilirken soruşturma kapsamında 11 şirket ve 4 derneğe kayyum atandı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca, kamuoyunda “Süleymancılar” olarak bilinen yapının lideri Alihan Kuriş’in başında bulunduğu iddia edilen çıkar amaçlı suç örgütüne yönelik yürütülen soruşturmada üçüncü dalga operasyonun ardından 35 şüpheli tutuklandı.
Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince 25 Ağustos’ta gerçekleştirilen operasyon kapsamında 54 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi. İlk aşamada 38 şüpheli yakalanırken, işlemleri tamamlanan 37 kişi Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına sevk edildi.
Savcılık ifadelerinin ardından 37 şüphelinin tamamı tutuklama talebiyle sulh ceza hâkimliğine gönderildi. Hâkimlik, 35 şüphelinin tutuklanmasına, 2 şüpheli hakkında ise adli kontrol uygulanmasına karar verdi.
11 şirket ve 4 derneğe kayyum kararı
Üçüncü dalga operasyon kapsamında şüphelilere “suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama”, “kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık” ve “Vergi Usul Kanunu’na muhalefet” suçlamaları yöneltiliyor.
Soruşturma kapsamında 11 şirkete TMSF’nin kayyum olarak atanmasına, 4 dernek hakkında da kayyum tedbiri uygulanmasına karar verildi. Mali hareketlerin, şirketler arasındaki para transferlerinin ve yapılanmayla bağlantılı olduğu değerlendirilen kişi ve kuruluşların incelenmesine devam ediliyor.
Yöneltilen suçlamalar soruşturma ve yargılama aşamasında bulunuyor. Şüpheliler hakkında kesinleşmiş mahkûmiyet kararı bulunmuyor.
İlk operasyonda Kuriş de tutuklandı
Soruşturmanın ilk dalgası 13 Ağustos’ta Ankara merkezli 17 ilde gerçekleştirildi. Alihan Kuriş’in de aralarında bulunduğu şüphelilere yönelik operasyonlarda çok sayıda adres ile şirkette arama ve el koyma işlemi yapıldı.
Adliyeye sevk edilen 38 şüpheliden Kuriş’in de aralarında bulunduğu 32 kişi tutuklandı, 6 kişi hakkında ise ev hapsi şeklinde adli kontrol kararı verildi.
Kuriş emniyetteki ifadesinde kendisine yöneltilen suçlamaları reddetti. Suç örgütü yöneticiliği, dolandırıcılık, kara para aklama ve vergi mevzuatına aykırılık iddialarını kabul etmeyen Kuriş, hakkındaki suçlamaları “itibar suikastı” olarak nitelendirdi.
200 kilogram külçe altın ele geçirildi
İlk operasyonun ardından Kuriş’in kardeşi Hilmi Tuna Kuriş’in yakalanmasına yönelik çalışmalar sırasında bir adreste kaynağı belirsiz 200 kilogram külçe altın ele geçirildi.
Resmî açıklamalarda altının kaynağına ilişkin incelemenin sürdüğü bildirildi. Ham metinde yer alan 1,34 milyar liralık değer ise 200 kilogram altına ilişkin resmî olarak açıklanmış kesin bir tutar olmadığı için haberde kullanılmadı.
Soruşturmanın ikinci dalgası ise 21 Ağustos’ta İstanbul, Konya, Mersin ve Muğla’da gerçekleştirildi. Bu kapsamda 13 şüpheli hakkında işlem yapılırken 12 kişi yakalandı. Aralarında Hilmi Tuna Kuriş’in de bulunduğu 10 şüpheli daha sonra tutuklandı.
Kuytul’un açıklaması ayrı soruşturmadan önce geldi
Furkan hareketinin kurucusu Alparslan Kuytul da Kuriş soruşturmasının ardından yaptığı değerlendirmede operasyonun siyasi nedenlerle gerçekleştirilmiş olabileceğini öne sürdü. Süleymancılar olarak bilinen yapının geçmişte hükümeti desteklememesinin süreçte etkili olabileceğini savunan Kuytul, buna karşılık dosyada gerçekten suç bulunup bulunmadığını bilmediğini de ifade etti.
Kuytul ve eşi Semra Kuytul ise 19 Ağustos’ta Adana merkezli olarak yürütülen tamamen ayrı bir soruşturma kapsamında gözaltına alındı. Bu soruşturmada 23 Ağustos’ta Kuytul çiftinin de aralarında bulunduğu 35 şüpheli tutuklandı.
Kuytul’un tutuklanmasının Süleymancılar soruşturmasına ilişkin açıklamaları nedeniyle gerçekleştiğini gösteren doğrulanmış bir adli bilgi bulunmuyor. İki dosya farklı cumhuriyet başsavcılıkları tarafından ayrı suçlamalar kapsamında yürütülüyor.
