Antalya’da son 3 ayda ’merdiven altı’ işletmelerde botoks yaptırdıktan sonra konuşmakta güçlük, nefes darlığı, yutkunma ve ağrı sorunları yaşayan 20’ye yakın kişi, Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’ne başvurdu. Tedavisi gerçekleştirilenler taburcu edilirken, daha sonradan başvuruda bulunanların ise tedavileri sürüyor. Son olarak sonrası şiddetli ağrı, nefes darlığı ve görme bozukluğu yaşayan B.J. de, hastane aciline başvurduktan sonra tedavisine başlanıldı.
"Vertigo sandım"
Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nde tedavisi süren B.J., turizm sektöründe çalışırken bir klinikte İstanbul’dan 2 ay önce Antalya’ya gelen doktorla tanıştığını söyledi. Daha sonra doktorun evinde işlemin yapıldığını anlatan B.J., şunları söyledi:
"İstanbul’dan gelmiş, 2 ay önce Antalya’da işe başlamış. Saç mezoterapisi ve botoks yaptırdım. 3 gün sonrası göz kapağım düştü, sesim kısıldı, yutma güçlüğü yaşadım. Gözümü açamıyordum, vertigo gibiydi. Özel ve devlet hastanelerindeki kulak burun boğaz uzmanlarına gittim. ‘Vertigo yok’ dediler. Göz doktoruna da gittim ancak oradan da bir sonuç alamadım. Gastroenterolojiye gittim endoskopi istediler. Son olarak haberlerde botoks yaptıran farklı kadınların aynı sorunları yaşadığını görünce burada acile başvurdum ve tedaviye başlandı. Nefes almakta güçlük çekiyorum. İşlem yapan doktor, yeni bir firmayla anlaşmış. O ürünler galiba sahte. Başka kadınlar da aynı şeyleri yaşadılar. Onlar da hastanede."
Bu ürünlerin araştırılması gerektiğini ifade eden B.J., aynı sorunu başka kadınların yaşamamasını istediğini söyledi. B.J. işlem yaptırdığı doktorun kliniğinin de olduğunu da belirterek, "Daha önce başkalarına da işlem yapmış ancak sorun olmamış ama son ürünlerinin hepsi sahte galiba. Çünkü birkaç hasta aynı sorunu yaşadı. İlk defa botoks yaptırmıştım" dedi.
"Merdiven altı uygulamalarda kullanılan botulinum toksinlerinin çoğu gerçek botulinum toksine değil"
Konuyla ilgili Akdeniz Üniversitesi Nöroloji Bölümü’nden Prof. Dr. Babür Dora ile Prof. Dr. Ebru Apaydın Doğan, Acil Tıp Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Aslıhan Ünal ve İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Hasan Sözel açıklamalarda bulundu. Dora, botulinum toksinin tıpta birçok kullanım alanı olduğuna işaret ederek şöyle konuştu:
"Biz nörolojide de çok kullanıyoruz. Bazı hastalıkların tedavisi için kullanılabildiği gibi kozmetik amaçlarla da kullanılıyor. Çoğunlukla da bu zehirlenmeleri kozmetik amaçla kullanan kişilerde daha çok görüyoruz. Ve genellikle de bu daha çok yapan kişiyle ilgili ve kullanılan botulinum toksinin markasıyla ilgili. Türkiye’de iki tane Sağlık Bakanlığı tarafından ruhsatlanmış botulinum toksini var. Ancak bunlar pahalı ve bunları sadece belli klinik ya da muayenehanesi olan hekimler global lokasyon numarası denilen bir sağlık müdürlüklerinin verdiği bir resmi numarayla temin edebiliyorlar. Yani herhangi bir doktor bile şu anda bir eczaneye gitse ve ben botoks satın almak istiyorum dediği zaman bunu alamıyor. Bunlar sadece özel temin edilebiliyor. Bu nedenle, merdiven altı uygulamalarda kullanılan botulinum toksinlerinin çoğu gerçek botulinum toksine değil. Bunlar sahte. Ve bu sahtelerde çok önemli bir sorun doz ayarlaması sorunu oluyor. Örneğin bir flakonun içerisinde yüz ünite varsa, bunlar da bu yüz üniteden fazla ya da az olabiliyor. Fazla olduğu zaman da doktor yaptığı üniteden, normalde yapmak istediği üniteden fazlasını yapabiliyor. Ve bu durumda da botulinum toksini zehirlenmesi ortaya çıkıyor ki botulinum toksini normalde dünyadaki en güçlü zehirdir. Ve botulinum toksini normalde klostridium botulinum dediğimiz bir bakterinin, konservelerde daha çok üreyen bir bakterinin salgıladığı bir zehirdir. Bu zehir çok küçük dozlarda tedavi amaçlı kullanılabiliyor. Ve o zaman hastaya faydalı oluyor. Ancak bu fazla geldiği zaman ve bütün vücuda yayıldığı zaman, o zaman botulismus dediğimiz çok tehlikeli ve hastanın ölümüne kadar gidebilen bir hastalık tablosuna, zehirlenme tablosuna neden oluyor ki bu başvuran vakalarda da hep bu bulguları görüyoruz."
"Botulinum toksinin panzehiri var, hafif vakalara vermiyoruz"

Vakaların göz kapağında düşme, çift görme, konuşmada bozulma, kas felçleri, yutma güçlüğü ve en sonunda da solunum güçlüğü gibi rahatsızlıklar yaşadığını aktaran Dora, "Eğer hasta o durumda acilen bir hastaneye başvurup bir mekanik ventilatöre bağlanmazsa hasta kaybediliyor. Botulinum toksinin panzehiri var. Yani hafif vakalar da vermiyoruz zaten. Zehir danışma hattını arıyoruz. Onlarla birlikte hastayı tartışarak panzehire uygun ya da değil şeklinde bir karar veriliyor. Birçok hastamızda panzehiri uygulamadan kurtarabiliyoruz. Ama bazı hastalar giderek kötüye gidebiliyor veya belli şartları sağlayan hastalarda bu panzehiri mutlaka vermek lazım" diye konuştu.
Dora, botulinum toksinin uygulamalarını bunun eğitimini almış olan hekimlerin yapması gerektiğini vurguladı.
"İki ya da üç haftaya kadar gelmeyen vakalarımız oluyor, anlayamıyorlar çünkü"
Prof. Dr. Aslıhan Ünal, son 3 yıl içerisinde 30 vaka gördüklerini ve bunun üçte birinin son birkaç ay içerisinde geldiğini söyledi. Son haftalarda bu vakalarda artış yaşandığına dikkati çeken Ünal, "Yutma güçlüğü, nefes darlığıyla geliyorlar. Genelde lokal semptomlar oluyor. Uygulama alanında kas güçsüzlüğü gördüğümüz bir şey. Tek göz kapağında düşüklük, genellikle nefes darlığı, yutma güçlüğü, ses kısıklığı, simetrik göz kapağı düşüklüğü, bazen çift görme, bu tür şikayetlerle geliyor hastalarımız. İki ya da üç haftaya kadar gelmeyen vakalarımız oluyor. Anlayamıyorlar çünkü. Gelmelerinde fayda var. Hepsi ağır seyretmiyor. Çok azına antidot gerekiyor. Ama hani eğer bir ilerleme varsa yakın alanlarında, acil servise başvurmalarında fayda var" dedi.
"Kasları felç eden bir zehir"
Prof. Dr. Ebru Apaydın Doğan da acil servislere yeni vakaların gelmeye başladığını belirterek, "Bunlardan bir tanesi yine kritik bir hastaydı ve hastane yatışı vermek zorunda kaldık. Yutma zorluğu ve konuşma zorluğu vardı. Tabi haberler ortaya çıktıkça biraz daha sıklaştığını görüyoruz hastaların. Yani bu basit bir güzellik ürünü değil aslında bir krem değil. Yani cildin altına verilen, sinir-kas kavşağını olumsuz yönde etkileyen, iletiği bozan ve kasları felç eden bir endotoksin. Bizim şu an düşüneceğimiz bir halk sağlığı sorunu haline geldi. Gerçekten çok vaka görüyoruz. Diğer hastanelere de başvuran başka hastalar olduğunu öğrendik. Bizim mesajımız çok net. Sadece uzman eller tarafından menşei bilinen ürünlerin kontrollü şekilde yapılması gerektiği. Yoksa çok ciddi sağlık sorunları olacağını görüyoruz hastalarımızda" dedi.
"Yetkilendirilmiş sağlık kuruluşlarında yapılması önemli"
İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Hasan Sözel, güvenli ve uygun şartlarda yapıldığında son derece de güvenli ve uygun bir tedavi yöntem olduğunu ancak son zamanlarda hastaneye uygulama sonrasında vakaların arttığını ifade etti.
Bu uygulamada hastalara, uygulayıcı hekimlere hem de ilgili kurumlara bir takım sorumluluklar düştüğünü aktaran Sözel, "Bu noktada hastalarımız için baktığımız zaman bu işlemin ruhsatlı ve bakanlık tarafından yetkilendirilmiş sağlık kuruluşlarında yapılması önemli. Ayrıca hem etkin bir eğitim almış bu nokta yetkilendirilmiş ve yeterli deneyimi olan hekimler tarafından yapılması hem de ruhsatlı ve güvenli ürünlerin kullanılması önemli olmaktadır. Ayrıca Sağlık Bakanlığımızın bu noktada eğitim, yetkilendirme ve denetim mekanizmasında hasta güvenliği noktasında devam ettirmesi, bu noktada güncellemelerinin yapılması da önemli olacaktır" şeklinde konuştu.

