Tuncer Bakırhan, Alevi Aydınlar Bildirgesi sonrası tepki çeken “sokaktan getirmek” ifadesinin maksadını tam karşılamadığını belirterek açıklama yaptı.
Bakırhan’dan tepki çeken “sokaktan getirmek” sözlerine açıklama
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Alevi Aydınlar Bildirgesi’ni eleştirirken kullandığı “sokaktan alıp getirip milletvekili yaptığımız” ifadesine gelen tepkilerin ardından açıklama yaptı. Sözlerinin maksadını tam karşılamadığını belirten Bakırhan, kimseyi küçümsemeyi değil siyasette alan açmayı kastettiğini söyledi ancak bildirgeye yönelik temel eleştirisinin arkasında olduğunu vurguladı.

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Alevi Aydınlar Bildirgesi’ne ilişkin yaptığı değerlendirmede kullandığı ve tepki çeken “sokaktan alıp getirip milletvekili yaptığımız” sözlerine açıklık getirdi.
Bakırhan, kullandığı ifadenin anlatmak istediği düşünceyi tam olarak karşılamadığını kabul ederek, “sokaktan getirmek” sözünün herhangi bir kişiyi küçümsemek veya siyasetin dışında görmek anlamına gelmediğini savundu.
Tartışma, Abdullah Öcalan’a atfedilen “Yavuz Sultan Selim-İdris-i Bitlisi ittifakı” değerlendirmesine tepki gösteren 53 Alevi aydın ve yurttaşın yayımladığı bildirgenin ardından başlamıştı.
“Maksadımı tam karşılamayan bir ifade kullandım”
Bakırhan, daha önce katıldığı televizyon programında bildirgeye imza atan bazı isimleri eleştirirken, geçmişte partisinden milletvekili olan kişiler üzerinden dikkat çeken ifadeler kullanmıştı.
Sözlerinin kamuoyunda tepki çekmesinin ardından yeni bir değerlendirme yapan Bakırhan, kendisini ifade ederken amacını tam karşılamayan bir söz kullandığını belirtti.
“Sokak” kavramının kendi siyasi geleneğinde küçümsenecek bir alan olmadığını ifade eden Bakırhan, siyasi yaşamının önemli bölümünün sokakta mücadele ederek geçtiğini söyledi.
Bakırhan, söz konusu ifadeyle anlatmak istediğinin sokakta sözü, emeği ve mücadelesi bulunan kişilerin siyasette temsil edilmesine imkan sağlamak olduğunu savundu.
Bildirgeye yönelik eleştirisini sürdürdü
Bakırhan, kullandığı ifadeye ilişkin öz eleştiri yaparken Alevi Aydınlar Bildirgesi’nin içeriğine yönelik itirazından ise vazgeçmedi.
Alevi kimliği üzerinden tarihsel gerçekliğin bağlamından koparıldığını düşündüğü bazı değerlendirmelere karşı olduğunu belirten Bakırhan, bildirgede yer alan yaklaşımın barış sürecine ilişkin tartışmalarda yanlış bir çerçeve oluşturduğunu savundu.
Öcalan’a atfedilen sözlerin daha önce yalanlandığını hatırlatan Bakırhan, Yavuz Sultan Selim ve İdris-i Bitlisi üzerinden DEM Parti veya Öcalan’a Alevi karşıtlığı atfedilmesini doğru bulmadığını söyledi.
“Aleviler bu hareketin misafiri değil”
Bakırhan, açıklamasında Alevilerin DEM Parti içerisindeki siyasi temsiline de geniş yer verdi.
Alevilerin partide eş genel başkanlıktan milletvekilliğine, belediye yönetimlerinden parti kurullarına kadar farklı görevlerde yer aldığını belirten Bakırhan, Alevi siyasetçilerin parti içerisinde bir kota veya temsil unsuru olarak görülmediğini savundu.
Alevilerin DEM Parti siyasi geleneğinin kurucu unsurlarından olduğunu ifade eden Bakırhan, Alevi toplumundan gelen eleştiri ve kaygıların dikkate alınması gerektiğini söyledi.
Eşit yurttaşlık vurgusu yaptı
Bakırhan, yürütülen siyasi süreçte Alevi toplumunun görüşlerinin dikkate alınmaya devam edeceğini belirtti.
Alevi kurumları ve temsilcileriyle süreç öncesinde ve sonrasında görüşmeler yapıldığını ifade eden Bakırhan, toplumun desteklerinin yanı sıra endişe ve itirazlarının da takip edildiğini söyledi.
Alevilerin eşit yurttaşlık talebinin yürütülen sürecin temel başlıklarından biri olduğunu belirten Bakırhan, sürecin Alevilerin aleyhine ilerlemeyeceğini savundu.
DEM Parti, tartışmanın başlamasının ardından daha önce yaptığı açıklamada da Öcalan’a atfedilen sözlerin kendisine ait olmadığını bildirmiş ve Alevilerin demokratik toplum ile kalıcı barış sürecinin kurucu unsurlarından biri olduğunu açıklamıştı.
Bakırhan’ın son açıklamasıyla birlikte tartışmanın merkezindeki “sokaktan getirmek” ifadesine ilişkin geri adım niteliğinde bir değerlendirme gelirken, bildirgenin içeriğine yönelik siyasi görüşünde ise değişiklik olmadığı görüldü.
