Türkiye’nin yerli depozito sistemi DOA, Antalya’daki COP31’de uluslararası katılımcılara tanıtılacak. Sistemle yılda 20 milyar ambalajın geri kazanılması ve yaklaşık 1 milyar dolarlık ekonomik katkı hedefleniyor.
COP31’de Türkiye’den yerli geri dönüşüm teknolojisi: DOA dünyaya açılıyor
Türkiye’nin Sıfır Atık vizyonu kapsamında geliştirilen Depozitosu Olan Ambalajlar sistemi, Antalya’da düzenlenecek COP31’in uluslararası vitrinlerinden biri olacak. Zirve alanları ve ziyaretçi yoğunluğunun yüksek olacağı noktalara Depozito İade Makineleri yerleştirilerek katılımcıların sistemi doğrudan deneyimlemesi planlanıyor.

Türkiye’nin yerli ve dijital depozito yönetim sistemi DOA, Antalya’da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı’nda uluslararası katılımcılara tanıtılacak. Türkiye Çevre Ajansı tarafından yürütülen hazırlıklar kapsamında konferans alanları ile ziyaretçi yoğunluğunun yüksek olacağı noktalara Depozito İade Makineleri kurulması planlanıyor.
Zirveye dünyanın farklı ülkelerinden katılacak ziyaretçiler, üzerinde DOA işareti bulunan plastik, cam ve alüminyum içecek ambalajlarını makineler üzerinden iade ederek Türkiye’de uygulanan dijital depozito modelini doğrudan deneyimleyebilecek.
COP31 öncesi Antalya’da uygulama başladı
COP31 hazırlıkları kapsamında Antalya Havalimanı’nda da Depozito İade Makineleri hizmete alındı. İç Hatlar Terminali, 2. Dış Hatlar Terminali ve VIP Terminali’ne yerleştirilen makinelerle yolcuların plastik, cam ve alüminyum içecek ambalajlarını sisteme teslim edebilmesine imkân sağlandı. Antalya Havalimanı böylece Türkiye’de depozito iade sistemini uygulayan ilk havalimanı oldu.
Türkiye genelindeki ulusal entegrasyon süreci ise 1 Temmuz 2026’da başladı. Ağustos sonuna kadar DOA kapsamında 130 milyon içecek ambalajı geri dönüşüme kazandırılırken, mobil uygulamadaki kayıtlı kullanıcı sayısı 3 milyona ulaştı.
Hedef yılda 20 milyar ambalajı geri kazanmak
Türkiye’de yılda yaklaşık 25 milyar tek kullanımlık içecek ambalajının piyasaya çıktığı hesaplanıyor. DOA’nın tam kapasiteye ulaşmasıyla bu ambalajların tamamının sistem kapsamına alınması hedefleniyor.
Geri toplama oranının yüzde 80’e ulaşması halinde yılda yaklaşık 20 milyar ambalajın yeniden geri dönüşüm zincirine kazandırılması öngörülüyor. Sistemin olgunlaşmasının ardından bu oranın daha da artırılması amaçlanıyor.
DOA’da üreticiden tüketiciye, iade noktasından geri dönüşüm tesisine kadar süreç dijital olarak takip ediliyor. Böylece toplanan PET, cam ve alüminyumun yüksek kaliteli ikincil ham madde olarak tekrar üretime verilmesi hedefleniyor.
Ekonomiye yıllık 1 milyar dolarlık katkı öngörülüyor
Sistemin çevresel kazanımlarının yanında ekonomiye de önemli katkı sağlaması bekleniyor. Tam kapasitede içecek ambalajı ham maddesi ithalatının yüzde 35-40 oranında azaltılması ve yıllık yaklaşık 1 milyar dolarlık ekonomik değer oluşturulması öngörülüyor.
Daha önce açıklanan hesaplamalarda geri kazanılan her 20 içecek ambalajının yaklaşık 1 dolarlık ithal ham madde ihtiyacını ortadan kaldırabileceği, bunun cari açığa yılda en az 600 milyon dolarlık doğrudan katkı sağlayabileceği belirtilmişti.
Yerli teknolojinin ihracatı hedefleniyor
DOA sistemi yalnızca ambalaj toplama projesi olarak değil, yerli teknoloji ve geri dönüşüm altyapısının geliştirilmesine yönelik bir sanayi hamlesi olarak da konumlandırılıyor. Türkiye’de yerli Depozito İade Makinesi üreticileri faaliyet gösterirken, saha operasyonu, doğrulama ve dijital takip altyapısının da ülke içinde geliştirilmesi amaçlanıyor.
COP31’de yapılacak tanıtımla Türkiye’nin depozito yönetiminde geliştirdiği modelin uluslararası görünürlüğünün artırılması hedefleniyor. Uzun vadede ise yerli makinelerin, yazılımların ve depozito yönetim teknolojilerinin farklı ülkelere ihraç edilebilmesi planlanıyor. Bu nedenle Türkiye’nin bu alanda şimdiden küresel teknoloji ihracatçısı haline geldiği değil, böyle bir kapasite oluşturmayı hedeflediği vurgulanıyor.
