Fransa’da RN milletvekili Jean-Philippe Tanguy, partisinin 2027 seçimlerini kazanması halinde kamusal alanda başörtüsünü yasaklamayı ve yasağa uymayanlara para cezası vermeyi planladığını açıkladı.
Fransa’da başörtüsü tartışması yeniden gündemde
Fransa’da aşırı sağcı Ulusal Birlik Partisi milletvekili Jean-Philippe Tanguy, partisinin 2027 cumhurbaşkanı seçimini kazanması halinde kamusal alanda başörtüsünü yasaklamayı ve yasağa uymayan kadınlara para cezası uygulamayı planladığını açıkladı. Öneri RN’nin daha önceki seçim programlarında da yer alırken, uygulanabilirliği konusunda ciddi hukuki tartışmalar bulunuyor.
Fransa’da aşırı sağcı Ulusal Birlik (Rassemblement National-RN) Partisi milletvekili Jean-Philippe Tanguy, partisinin 2027 cumhurbaşkanı seçimini kazanması halinde İslami başörtüsünün kamusal alanda yasaklanacağını ve yasağa uymayan kadınlara para cezası uygulanacağını söyledi. Tanguy, 30 Ağustos’ta BFMTV’de katıldığı programda söz konusu düzenlemenin RN içinde tartışıldığını ancak artık parti açısından karara bağlandığını ifade etti.
Marine Le Pen’in 2027 cumhurbaşkanlığı kampanyasında görev alan isimlerden biri olan Tanguy, partisinin “İslamcı ideolojiyle mücadele edeceğini” belirterek başörtüsüne yönelik yaptırım planını savundu. Öngörülen para cezasının miktarı, uygulamanın kapsamı ve düzenlemenin hangi hukuki yöntemle yürürlüğe konulacağı konusunda ise ayrıntı açıklanmadı.
“Yasağa rağmen takarlarsa ceza alacaklar”
Tanguy, başörtüsünün yasaklanması halinde yasağı ihlal eden kadınlara para cezası uygulanacağını söyledi. Milletvekili, tasarlanan yaptırımı araçlarda emniyet kemeri takmayanlara uygulanan para cezasına benzetti.
Başörtüsüne yönelik genel yasak, Marine Le Pen’in önceki cumhurbaşkanlığı kampanyalarında da RN programının önemli başlıklarından biriydi. Parti içindeki uygulama tartışmalarının son dönemde yeniden gündeme geldiği, RN Başkanı Jordan Bardella’nın da yasağın nasıl uygulanacağı konusunda daha önce soru işaretleri dile getirdiği aktarılmıştı.
Tanguy ise parti içinde farklı görüşlerin bulunabileceğini ancak nihai kararın verildiğini belirtti. Milletvekili ayrıca, başörtüsünün yalnızca kişisel bir giyim tercihi olarak görülmemesi gerektiğini savunarak bunun kendi değerlendirmesine göre siyasi ve ideolojik bir anlam taşıdığını ileri sürdü.
Çocukluğunun geçtiği bölgeyi örnek gösterdi
Tanguy, açıklamalarında çocukluğunun Paris çevresindeki banliyölerden birinde geçtiğini belirterek yıllar içerisinde bölgedeki görünümün değiştiğini söyledi. Bu değişimi doğrudan göçmen veya Müslüman nüfusundaki artışla açıklamadığını belirten Tanguy, özellikle başörtülü kadınların kamusal alandaki görünürlüğünün yükseldiğini savundu.
Başörtüsünün Fransa’da kendi ifadesiyle “kontrolden çıktığını” ileri süren Tanguy, bu durumu kadın özgürlüğüyle bağdaşmadığını düşündüğü bir ideolojinin göstergesi olarak değerlendirdi.
Söz konusu ifadeler, Fransa’da uzun süredir devam eden laiklik, din özgürlüğü ve Müslüman kadınların kamusal alandaki haklarına ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.
Fransa’da genel başörtüsü yasağı bulunmuyor
Fransa’da mevcut mevzuat kapsamında yetişkin kadınların sokaklar ve diğer genel kamusal alanlarda saçlarını örten başörtüsü takmasını yasaklayan genel bir düzenleme bulunmuyor. Dolayısıyla RN’nin vaat ettiği uygulama, mevcut hukuki çerçevenin önemli ölçüde genişletilmesini gerektiriyor.
Fransa’da 2004’ten bu yana devlet okullarındaki ilk ve ortaöğretim öğrencilerinin dikkat çekici dini semboller kullanması yasak. Bu düzenleme yalnızca İslami başörtüsünü değil, farklı dinlere ait belirgin sembolleri de kapsıyor. Kamu görevlileri de görev sırasında devletin tarafsızlığı ilkesi kapsamında dini tarafsızlık yükümlülüğüne tabi.
2010’da kabul edilen ayrı bir yasayla ise yüzün kamusal alanda tamamen kapatılması yasaklandı. Bu düzenleme, yüzü açık bırakan klasik başörtüsünden farklı olarak peçe ve nikap gibi yüzü gizleyen kıyafetleri kapsıyor. Bu nedenle mevcut hukuktaki yüz kapatma yasağı ile RN’nin tüm İslami başörtülerini kamusal alanda yasaklamaya yönelik önerisi aynı hukuki kapsamda bulunmuyor.
Hukuki engeller gündemde
RN’nin önerisinin hayata geçirilmesi halinde Fransa Anayasası ile din ve inanç özgürlüğünü koruyan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi açısından önemli hukuki itirazlarla karşılaşabileceği değerlendiriliyor.
Fransız hukukçular, yalnızca belirli bir dine ait sembolün genel kamusal alanda yasaklanmasının vatandaşların kanun önünde eşitliği, din özgürlüğü ve düşünceyi ifade etme özgürlüğü gibi anayasal ilkelerle çatışabileceğine işaret ediyor. Kamusal alanın devlet kurumlarıyla aynı şekilde dini tarafsızlığa tabi olmadığı da hukuki tartışmanın önemli noktalarından birini oluşturuyor.
Marine Le Pen’in bu nedenle başörtüsü yasağını doğrudan olağan bir yasa yoluyla çıkarmak yerine referanduma götürme seçeneğini değerlendirdiği belirtiliyor. Ancak referandum yolunun kullanılması da Fransa Anayasası’nın referandumların kapsamını düzenleyen hükümleri nedeniyle ayrı bir hukuki tartışmaya konu oluyor.
Seçimin ilk turu 18 Nisan 2027’de
Fransa’daki bir sonraki cumhurbaşkanı seçiminin ilk turu 18 Nisan 2027’de, ikinci turu ise hiçbir adayın ilk turda salt çoğunluğa ulaşamaması halinde 2 Mayıs’ta yapılacak. Böylece ham metinde yer alan seçim tarihleri resmi takvimle örtüşüyor.
İki dönem üst üste cumhurbaşkanlığı yapan Emmanuel Macron, anayasal sınırlama nedeniyle 2027 seçiminde üçüncü kez üst üste aday olamayacak. Marine Le Pen ise temmuz ayında 2027 cumhurbaşkanlığı seçiminde aday olacağını açıkladı ve seçim kampanyasını sürdürüyor.
Başörtüsünün kamusal alanda yasaklanmasına yönelik vaat de göç, güvenlik, laiklik ve kimlik politikalarıyla birlikte RN’nin yaklaşan seçim kampanyasının en tartışmalı başlıklarından biri olmaya devam ediyor.
