Ekrem İmamoğlu’nun avukatları, “Millet Şahidimdir” kitabına yönelik el koyma, dağıtım ve satış yasağının kaldırılması için mahkeme kararına itiraz etti.
İmamoğlu’nun avukatlarından “Millet Şahidimdir” kararına itiraz
Ekrem İmamoğlu’nun avukatları, “Millet Şahidimdir” adlı kitabın basılmış ve basılmakta olan nüshalarına el konulması ile dağıtım ve satışının yasaklanmasına ilişkin karara itiraz etti. Dilekçede, yasaklama kararında suç oluşturduğu ileri sürülen ifadelerin somut biçimde gösterilmediği savunuldu.

Ekrem İmamoğlu’nun avukatları, “Millet Şahidimdir” adlı kitabın basılmış ve basılmakta olan nüshalarına el konulması, dağıtımının durdurulması ve satışa sunulmasının yasaklanmasına ilişkin karara itiraz etti. İtirazda, kararın somut gerekçeler içermediği, kitapta hangi ifadelerin hangi suç kapsamında değerlendirildiğinin açıkça gösterilmediği ve uygulanan tedbirin ifade ile basın özgürlüğü açısından ölçüsüz olduğu savunuldu.
İstanbul 4. Sulh Ceza Hâkimliği, 27 Ağustos 2026’da İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine “Millet Şahidimdir” adlı kitabın tamamına, basılmış ve basılmakta olan nüshalarına 5187 sayılı Basın Kanunu’nun 3’üncü maddesinin ikinci fıkrası ile 25’inci maddesinin ikinci fıkrası kapsamında el konulmasına karar vermişti. Hâkimlik ayrıca kitabın dağıtılmasını ve satışa sunulmasını da yasaklamıştı.
Avukatlardan kararın gerekçesine itiraz
İmamoğlu’nun avukatları tarafından sunulan itiraz dilekçesinde, hâkimlik kararında kitaptaki hangi söz veya bölümlerin suç oluşturduğunun somut biçimde ortaya konulmadığı ileri sürüldü. Kararda bazı ifadelerin Cumhurbaşkanı, yargı teşkilatı, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve kamu görevlilerine yönelik aşağılayıcı veya küçük düşürücü nitelikte olduğu değerlendirmesine yer verildiği, ancak bu değerlendirmeye dayanak oluşturan bölümlerin açıkça belirtilmediği savunuldu.
Dilekçede, hangi ifadenin hangi suç tipini oluşturduğu, hangi toplumsal kesimi hedef aldığı veya kamu düzeni açısından nasıl somut bir tehlike yarattığının açıklanmadığı öne sürüldü. Avukatlar bu nedenle kararın etkili bir yargısal denetime imkân vermediğini ve gerekçelendirme bakımından yetersiz olduğunu iddia etti.
Basın Kanunu ve ölçülülük vurgusu
İtirazda ayrıca Basın Kanunu kapsamında uygulanan tedbirin kapsamına ilişkin hukuki itirazlara yer verildi. Avukatlar, kitabın yalnızca belirli bölümleri yerine tamamına ve basılmış ya da basılmakta olan bütün nüshalarına el konulmasının fiilen eserin dolaşıma girmesini tamamen engellediğini belirtti. Dağıtım ve satış yasağıyla birlikte değerlendirildiğinde kararın sonuçları itibarıyla bir toplatma tedbirine dönüştüğü savunuldu.
Avukatlar, ifade ve basın özgürlüğüne yönelik müdahalelerde zorunluluk, somut gerekçe ve ölçülülük kriterlerinin dikkate alınması gerektiğini belirterek, eserin tamamını kapsayan tedbirin bu şartları karşılamadığını ileri sürdü.
AYM kararı emsal gösterildi
İtiraz dilekçesinde Anayasa Mahkemesinin 2014 yılında Abdullah Öcalan’ın bir kitabına ilişkin verdiği bireysel başvuru kararı da örnek gösterildi. Yüksek Mahkemenin söz konusu dosyada basılı esere yönelik müdahaleyi ifade ve basın özgürlüğü kapsamında incelediğine dikkat çekilerek, benzer ilkelerin “Millet Şahidimdir” hakkındaki kararda da dikkate alınması gerektiği savunuldu.
İmamoğlu’nun avukatları, kitabın basılmış ve basılmakta olan nüshalarına yönelik el koyma kararının yanı sıra dağıtım ve satış yasağının kaldırılmasını talep etti. İstanbul 4. Sulh Ceza Hâkimliğinin itiraz üzerine kararını değiştirmemesi halinde dosyanın itiraz mercii olan İstanbul 5. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından incelenmesi bekleniyor.
