ABD’nin İran limanlarına yönelik deniz ablukası ticaret ve lojistik maliyetlerini ağırlaştırdı. İran’da yıllık enflasyon yüzde 66’ya çıkarken konteyner navlunu 10 bin dolara yaklaştı.
İran’da savaşın ekonomik faturası büyüyor
ABD’nin İran’ın güneyindeki limanlara yönelik deniz ablukasının temmuz ortasında yeniden devreye girmesi, savaş ve yaptırımlarla zaten ağır baskı altındaki İran ekonomisinde lojistik maliyetleri daha da yükseltti. Yıllık enflasyon yüzde 66’ya ulaşırken, gıda fiyatlarındaki yıllık artış bazı kalemlerde çok daha yüksek seviyelere çıktı.

ABD’nin İran limanlarına yönelik deniz ablukası, haziranda sağlanan kısa süreli diplomatik mutabakatın ardından temmuz ortasında yeniden uygulanmaya başlandı. Yaklaşık altı aydır devam eden ABD-İran çatışmasının ekonomik sonuçları ağırlaşırken, İran’ın dış ticareti, taşımacılık sektörü ve hanehalklarının satın alma gücü ciddi baskı altında bulunuyor.
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları şubat sonunda başlamış, İran da karşılık olarak Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğini büyük ölçüde kısıtlamıştı. Washington ise İran’ın Basra Körfezi’ndeki limanlarına yönelik karşı abluka uygulamasına geçti. Haziran ayında Pakistan öncülüğünde yürütülen temasların ardından deniz trafiğinde kısa süreli bir rahatlama yaşansa da bu dönem kalıcı olmadı. ABD’nin deniz ablukasını 13 Temmuz’da yeniden devreye sokmasıyla İran limanlarına giriş ve çıkışlar yeniden ciddi biçimde sınırlandı.
Dış ticaret üçte birden fazla daraldı
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın açıkladığı verilere göre ülkenin dış ticareti savaş, yaptırımlar ve deniz ablukasının etkisiyle yaklaşık yüzde 35 geriledi. Bazı değerlendirmelerde savaş öncesi döneme kıyasla petrol dışı ticaretteki düşüşün yüzde 40’a yaklaştığı, ağır ithalat ve petrol dışı ihracatın büyük bölümünün deniz taşımacılığındaki aksamalardan etkilendiği belirtiliyor.
Enflasyon da hızla yükseldi. Güncel verilere göre yıllık enflasyon yüzde 66 seviyesine ulaşarak yüzde 70’e yaklaştı. İran İstatistik Merkezi verilerinde ağustos ayında gıda, içecek ve tütün grubundaki yıllık fiyat artışı yüzde 128’e çıktı. Yağ ve katı yağlarda fiyat artışının yüzde 258’i aşması, temel tüketim ürünlerindeki baskının boyutunu ortaya koydu.
Bu nedenle ham metindeki “deniz ablukası enflasyonu yüzde 70’e çıkardı” ifadesi tek başına doğru bir neden-sonuç ilişkisi kurmuyor. İran’daki fiyat artışında deniz ablukasının yanı sıra savaşın yol açtığı üretim ve ticaret kayıpları, uzun süredir devam eden yaptırımlar, enerji ve taşıma maliyetleri ile döviz piyasasındaki sorunlar birlikte rol oynuyor.
Konteyner maliyeti 10 bin dolara yaklaştı
Ablukanın en doğrudan hissedildiği sektörlerin başında uluslararası taşımacılık geliyor. Özellikle Bender Abbas gibi güney limanlarına bağlı lojistik ağlarında gemi trafiğinin belirgin şekilde azalması, yüklerin alternatif güzergahlara yönelmesine neden oldu.
Tahran’da çalışan 45 yaşındaki uluslararası taşımacılık uzmanı Gisoo, savaş öncesinde yaklaşık 35 günde İran’a ulaşan konteynerlerin artık Hong Kong, Karaçi veya Cebel Ali gibi merkezlerde aylarca bekleyebildiğini anlattı. Gisoo’ya göre Çin’den hareket eden her 10 yük gemisinden ancak biri İran’a ulaşabiliyor. Bu oran resmi bir genel istatistikten ziyade sektörde çalışan bir uzmanın saha gözlemini yansıtıyor.
Deniz yoluyla bir konteynerin taşıma maliyetinin savaş öncesindeki yaklaşık 3 bin dolardan 7 bin-10 bin dolar aralığına yükseldiği belirtiliyor. Çin’den İran’a karayoluyla taşımacılığın maliyeti ise en az 16 bin dolara ulaştı. Türkiye’deki Mersin Limanı üzerinden oluşturulan alternatif güzergahlarda da yoğunluk nedeniyle yüklerin haftalarca beklediği ve depolama ücretlerinin arttığı aktarılıyor.
Karayolu taşımacılığında yüklerin birkaç kez boşaltılıp yeniden araçlara aktarılması da hassas ürünlerde hasar riskini artırıyor. Deniz taşımacılığındaki belirsizlik nedeniyle şirketlerin gelirleri düşerken, teslimat sürelerinin öngörülememesi ticari sözleşmeleri ve üretim planlarını da zorlaştırıyor.
Kara sınırlarına yönelim arttı
Bender Abbas’taki faaliyetlerin azalmasıyla Pakistan sınırındaki Rimdan gibi kara geçiş noktalarının önemi arttı. Ancak taşımacılık sektöründe çalışanlar bu güzergahların büyük miktardaki yük trafiğini karşılayacak altyapıya sahip olmadığını belirtiyor.
Kirmanşah'tan 60 yaşındaki kamyon şoförü Aras, yedek parça ve araç bakım maliyetlerinin de hızla yükseldiğini söyledi. Verdiği örneğe göre ağır vasıtalarda kullanılan iki lastiğin fiyatı savaş öncesinde 35 milyon tümen seviyesindeyken 250 milyon tümene kadar çıktı. Temel bakım işlemlerinin maliyetinde de birkaç kat artış yaşandığı belirtiliyor.
İthal yedek parçaların piyasada bulunmasının zorlaşması, bozulan bazı araçların uzun süre kullanılamamasına neden oluyor. Bu durum bir yandan taşıma kapasitesini azaltırken diğer yandan gıda ve diğer temel ürünlerin ülke içindeki dağıtım maliyetlerini de artırıyor.
Aileler tüketimi azaltıyor
Ekonomik baskının etkisi yalnızca ithalatçılar ve lojistik şirketleriyle sınırlı değil. Tahran’da yaşayan İranlılar, artan fiyatlar nedeniyle aile bütçelerinde temel olmayan harcamaları büyük ölçüde kestiklerini anlatıyor.
İki çocuk babası ve otomobil tamircisi Mansour, ailesinin et, tavuk ve pirinç tüketimini ciddi ölçüde azalttığını, öğünlerin daha fazla ekmek ağırlıklı hale geldiğini söyledi. İş yerinde kullandığı motor yağı gibi temel ürünlerin fiyatındaki yükseliş nedeniyle müşterilerinin de azaldığını belirtti.
Ayakkabı satıcısı Hamid ise temel ilaç ve tıbbi malzemelere erişimde güçlüklerin arttığını, yakıt ve ulaşım fiyatlarının özellikle taşımacılık ve araç çağırma uygulamalarından geçimini sağlayan çalışanları zorladığını ifade etti.
Tahran dışında restoran işleten Mohammad da savaş ve ablukanın başlamasından bu yana müşteri sayısının yaklaşık yüzde 60 azaldığını söyledi. İthal et ve pirincin piyasadaki miktarının azalması, yerli ürünlere olan talebi ve dolayısıyla fiyatları da yükseltti. Bazı küçük işletmelerin artan kira, elektrik ve girdi maliyetlerini karşılayamadığı için faaliyetlerini durdurduğu aktarılıyor.
Hürmüz Boğazı krizin merkezinde
İran ekonomisi üzerindeki baskının ne kadar süreceği, büyük ölçüde Hürmüz Boğazı çevresindeki askeri ve diplomatik gelişmelere bağlı. Savaş öncesinde dünya petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz taşımacılığının yaklaşık beşte birinin geçtiği boğazdaki gemi trafiği çatışmalar nedeniyle keskin biçimde azaldı.
İran, limanlarına yönelik Amerikan ablukasının kaldırılmasını ve yaptırımların hafifletilmesini Hürmüz Boğazı’ndaki trafiğin normalleşmesine ilişkin temel talepleri arasında gösteriyor. ABD ise ekonomik baskıyı artırarak İran’ın gelir kaynaklarını sınırlamaya devam ediyor. Taraflar arasında haziranda sağlanan geçici uzlaşmanın bozulmasının ardından yeni bir kalıcı anlaşma sağlanamadı.
Altı aylık çatışmanın ardından ortaya çıkan tablo, deniz ulaşımındaki sorunun yalnızca petrol ihracatını değil, İran’ın ithalatını, kara taşımacılığını, küçük işletmelerini ve günlük tüketimi de doğrudan etkilediğini gösteriyor. Abluka ve yaptırımlar devam ettikçe lojistik maliyetlerinin fiyatlara yansıması ve İranlı ailelerin satın alma gücü üzerindeki baskının sürmesi bekleniyor.
