Dünya
KAYNAK BBC Türkçe · YAZAR Kent 44 · HABER GİRİŞ 31 Ağustos 2026, 11:09

İzlanda AB müzakerelerine “Hayır” dedi

İzlanda’da Avrupa Birliği ile üyelik müzakerelerinin yeniden başlatılıp başlatılmamasına ilişkin referandumda seçmenlerin yüzde 52,8’i “Hayır” oyu verdi. Başbakan Kristrún Frostadóttir sonucu “demokrasinin zaferi” olarak değerlendirirken, hükümetin AB ile ekonomik ve siyasi ilişkileri geliştirmeye devam edeceğini açıkladı.

İzlanda AB Referandumunda “Hayır” Dedi: Sonuç Yüzde 52,8
Haber Özeti

İzlanda’da AB üyelik müzakerelerinin yeniden başlatılmasına ilişkin referandumda “Hayır” oyları yüzde 52,8 ile kazandı. Başbakan Frostadóttir halkın kararına saygı duyduklarını açıkladı.

İzlanda’da Avrupa Birliği ile üyelik müzakerelerinin yeniden başlatılması için yapılan referandumdan “Hayır” sonucu çıktı. Resmî sonuçlara göre seçmenlerin yüzde 52,8’i müzakerelerin yeniden açılmasına karşı çıkarken, “Evet” oylarının oranı yüzde 47,2’de kaldı. Böylece iki seçenek arasındaki fark 5,6 puan oldu.

Referandum doğrudan İzlanda’nın Avrupa Birliği’ne üye olup olmayacağını değil, 2013’ten bu yana askıda bulunan üyelik müzakerelerinin yeniden başlatılmasını konu aldı. “Hayır” sonucuyla birlikte hükümetin Brüksel ile katılım görüşmelerini yeniden açma planı seçmenlerden onay alamadı.

Frostadóttir: Demokrasinin zaferi

Başbakan Kristrún Frostadóttir, sonuçların açıklanmasının ardından yaptığı değerlendirmede referandumun hükümet açısından bir yenilgi olarak görülmemesi gerektiğini belirtti.

Frostadóttir, halkın kararına saygı duyduklarını vurgulayarak sonucu “demokrasinin zaferi” olarak nitelendirdi. İzlanda’nın AB üyesi olmamasına rağmen Avrupa ile güçlü ekonomik ve siyasi bağlarının bulunduğunu hatırlatan Başbakan, bu ilişkilerin Avrupa Ekonomik Alanı ve diğer iş birliği mekanizmaları üzerinden geliştirilmeye devam edeceğini söyledi.

Referandum öncesindeki son kamuoyu araştırmaları yarışın başa baş geçeceğine işaret etmişti. Sonuçta “Hayır” cephesi anketlerde görülen dar avantajını sandığa taşıyarak müzakerelerin yeniden başlatılmasını engelledi.

AB başvurusu 2009’da yapılmıştı

İzlanda’nın Avrupa Birliği üyelik süreci, 2008’de ülkenin bankacılık sistemini ağır şekilde etkileyen mali krizin ardından hız kazanmıştı. Reykjavik yönetimi Temmuz 2009’da AB üyeliği için resmî başvuru yaptı.

Avrupa Komisyonunun olumlu görüşünün ardından katılım müzakereleri Temmuz 2010’da başladı. İzlanda, görüşmeler sırasında toplam 35 müzakere başlığının 27’sini açtı ve bunların 11’ini geçici olarak kapattı.

Ancak 2013 genel seçimlerinin ardından göreve gelen AB üyeliğine mesafeli hükümet, müzakereleri askıya aldı. İzlanda yönetimi 2015’te Avrupa Birliği’ne gönderdiği bildirimle ülkenin artık aday ülke olarak değerlendirilmemesini istedi.

Bu nedenle ham metindeki “müzakereler 2026 yılına kadar askıya alındı” ifadesi doğru değil. Görüşmeler 2013’ten beri fiilen durmuş durumdaydı; 2026 referandumunda seçmenlere bu sürecin yeniden başlatılması soruldu.

Balıkçılık ve egemenlik tartışmanın merkezindeydi

Referandum kampanyasının en önemli başlıkları arasında balıkçılık politikası, ulusal egemenlik ve AB üyeliğinin ekonomik maliyetleri yer aldı.

“Hayır” cephesi, İzlanda’nın zengin balıkçılık kaynakları üzerindeki kontrolünün AB’nin Ortak Balıkçılık Politikası nedeniyle zayıflayabileceğini savundu. Ülkenin 1944’te Danimarka’dan bağımsızlığını kazanmasına yapılan göndermeler de kampanya boyunca egemenlik tartışmalarında sıkça kullanıldı.

Müzakerelerin yeniden başlamasını destekleyenler ise referandumdan “Evet” çıkmasının otomatik olarak AB üyeliği anlamına gelmeyeceğine dikkat çekmişti. Bu kesim, İzlanda’nın balıkçılık ve diğer kritik alanlarda özel koşullar için pazarlık yapabileceğini ve ortaya çıkacak nihai üyelik anlaşmasının ayrıca halkın onayına sunulacağını savunuyordu.

İzlanda AB dışında ancak Avrupa sistemine entegre

İzlanda, Avrupa Birliği üyesi olmamasına rağmen Avrupa Ekonomik Alanı ve Schengen Bölgesi içerisinde bulunuyor. Bu yapı sayesinde ülke, AB tek pazarının önemli bölümüne erişirken insanların, malların, hizmetlerin ve sermayenin serbest dolaşımına ilişkin birçok Avrupa kuralını uyguluyor.

Referandum sonucuyla tam üyelik müzakerelerinin yeniden başlatılması şimdilik gündemden kalkmış olsa da Reykjavik yönetiminin Avrupa Birliği ile mevcut ekonomik, ticari ve güvenlik ilişkilerini sürdürmesi bekleniyor.