İzlanda, Avrupa Birliği üyelik müzakerelerinin yeniden başlatılmasını referandumda oyluyor. Son Gallup anketinde hayır yüzde 51,6, evet yüzde 48,4 seviyesinde.
İzlanda Avrupa yolunu oyluyor: Sandıkta AB müzakereleri var
İzlandalı seçmenler, Avrupa Birliği’ne üyelik müzakerelerinin yeniden başlatılıp başlatılmayacağına karar vermek üzere sandık başına gitti. Son anketlerde “evet” ve “hayır” cephesinin birbirine çok yakın olması, referandumu ülkenin Avrupa ile ilişkilerinde kritik bir dönüm noktasına taşıdı.

İzlanda’da seçmenler, Avrupa Birliği ile üyelik müzakerelerinin yeniden başlatılıp başlatılmamasına karar vermek üzere 29 Ağustos’ta sandık başına gitti. Referandum, doğrudan AB üyeliğini değil, yaklaşık 13 yıl önce askıya alınan katılım müzakerelerine yeniden başlanmasını konu alıyor.
Seçmenlere, “İzlanda, Avrupa Birliği ile üyelik müzakerelerini yeniden başlatmalı mı?” sorusu yöneltiliyor. Sandıktan “evet” çıkması halinde hükümetin AB’ye sonucu bildirmesi, yeni bir müzakere heyeti oluşturması ve görüşmelerin yeniden başlatılması öngörülüyor. Olası bir üyelik anlaşmasının ise daha sonra ayrı bir referandumda yeniden halkın onayına sunulması planlanıyor.
Son ankette hayır cephesi kıl payı önde
Referandum öncesindeki son Gallup araştırması, İzlanda kamuoyunun neredeyse iki eşit parçaya bölündüğünü ortaya koydu.
27 Ağustos’ta açıklanan araştırmada görüş belirten seçmenlerin yüzde 51,6’sı müzakerelerin yeniden başlatılmasına “hayır”, yüzde 48,4’ü ise “evet” dedi. Ancak araştırmanın hata payının artı-eksi 2,4 puan olması nedeniyle iki taraf arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiyor.
Ay ortasında yapılan önceki Gallup araştırmasında ise “evet” cephesi yüzde 51,5 ile öndeydi. Son haftalarda görülen değişim, yarışın sonucunun önceden tahmin edilmesini daha da zorlaştırdı.
Genç seçmenlerin tutumuna ilişkin ham metindeki bilgi de güncel araştırmalarla örtüşmüyor. Son kamuoyu araştırmalarında genç seçmenlerin diğer bazı yaş gruplarına kıyasla “hayır” seçeneğine daha fazla yöneldiğine ilişkin veriler öne çıktı.
2008 krizi sonrası AB’ye başvurmuştu
İzlanda’nın Avrupa Birliği ile üyelik süreci, 2008’de ülkenin bankacılık sistemini ağır şekilde sarsan mali krizin ardından hız kazanmıştı.
Reykjavik yönetimi Temmuz 2009’da AB üyeliği için resmî başvuruda bulundu. Katılım müzakereleri Temmuz 2010’da başladı. Görüşmeler sırasında 35 müzakere başlığından 27’si açıldı ve bunların 11’i geçici olarak kapatıldı.
2013’te göreve gelen hükümet müzakereleri askıya aldı. İzlanda hükümeti Mart 2015’te ise ülkenin artık AB’ye aday ülke olarak değerlendirilmemesini istedi.
Buna rağmen İzlanda, Avrupa Ekonomik Alanı ve Schengen üyeliği sayesinde Avrupa Birliği ile ekonomik ve siyasi açıdan yakın ilişkilerini sürdürüyor.
Balıkçılık tartışmanın merkezinde
Referandum kampanyasının en hassas konularından biri İzlanda ekonomisinin temel sektörleri arasında bulunan balıkçılık oldu.
“Evet” cephesi, müzakerelerin yeniden başlamasının otomatik üyelik anlamına gelmediğini ve İzlanda’nın balıkçılık başta olmak üzere kritik sektörlerde özel şartlar elde etmeye çalışabileceğini savunuyor. AB’nin genişlemeden sorumlu yetkilileri de balıkçılık ve tarım konusunda müzakere sürecinde İzlanda’ya özgü çözümlerin değerlendirilebileceğini belirtiyor.
“Hayır” cephesi ise AB’nin Ortak Balıkçılık Politikası’nın ülkenin deniz kaynakları üzerindeki egemenliğini sınırlandırabileceği görüşünde. Ülkenin 1944’te Danimarka’dan bağımsızlığını kazanmasına atıfta bulunan egemenlik tartışmaları da kampanyanın önemli başlıklarından biri haline geldi.
50 milyar kron tartışması
Kampanyada ekonomik maliyet konusunda da taraflar arasında sert görüş ayrılıkları yaşandı.
AB karşıtı “Áfram Ísland” hareketi, tam üyelik halinde İzlanda’nın AB bütçesine yıllık yaklaşık 50 milyar İzlanda kronu ödeme yapabileceğini öne sürdü. Ancak bu rakam kesinleşmiş bir üyelik maliyeti değil, “hayır” kampanyasının kendi hesaplamasına dayanıyor.
“Evet” cephesi ise bu hesabın AB fonlarından İzlanda’ya geri dönebilecek kaynakları ve olası ekonomik kazanımları yeterince dikkate almadığını savunuyor. Dolayısıyla üyeliğin gerçek maliyetinin ancak yapılacak müzakereler ve ortaya çıkacak anlaşma şartları sonrasında netleşebileceği belirtiliyor.
Referandumdan “evet” sonucu çıkması İzlanda’yı doğrudan Avrupa Birliği üyesi yapmayacak. Ancak sonuç, 2013’ten beri dondurulmuş olan üyelik sürecini yeniden harekete geçirerek ülkenin Avrupa ile ilişkilerinde yeni bir dönemin kapısını açabilecek.
