Zeytinburnu Belediyesi tarafından Kazlıçeşme’nin 600 yıllık tarihine ve kültürel mirasına ışık tutmak amacıyla hazırlanan "Kazlıçeşme’nin Altı Asırlık Hafızası" sergisinin açılış programı düzenlendi. Kazlıçeşme Sanat’ta düzenlenen programa Zeytinburnu Kaymakamı Adem Uslu, Zeytinburnu Belediye Başkanı Ömer Arısoy ve çok sayıda vatandaş katıldı. Küratörlüğünü Ömer Faruk Şerifoğlu’nun üstlendiği sergide İzzet Keribar, Yıldız Çelik, Ali Öz, Gültekin Çizgen ve Mehmet Alpay’ın fotoğrafları ile Givanian, Süheyl Ünver, Muhsin Kut, Ümit Çamaş ve Levent Akçay’ın resimleri yer alıyor. Tarihî yapılar, efsaneler ve anekdotların yanı sıra Afife Jale, Necdet Elmas ve Hasan Yelmen gibi Kazlıçeşme’yle özdeşleşmiş isimlerin hikâyeleri de ziyaretçilerle buluşuyor. Serginin, 28 Şubat 2027’ye kadar pazartesi hariç her gün 10.00 ile 18.00 saatleri arasında ziyarete açık olduğu öğrenildi.
Programda konuşan Zeytinburnu Belediye Başkanı Ömer Arısoy, "Türkiye ve İstanbul’un her mahallesinin kendine özgü bir hikayesi olduğuna şüphe yok. Elimizde, herhangi bir mahalleyi diğerlerinden önemli görmeyi sağlayacak bir ölçü de mevcut değil. Ama bu, bazı semtlerin şehrimizin ve ülkemizin tarihinde daha ayrıcalıklı bir yere sahip olduğunu görmemizi engellemiyor. Kazlıçeşme, bu semtlerden biridir. Bölge fetih sonrasında adeta bir misyon yüklenmişti. Surların hemen dışında ve denizin yanındaydı. Geniş, düz ve sulak alanlara sahipti. Zaten adını, kazların su içtiği pınar üzerine fetihten bir asır sonra yapılmış çeşmeden alacaktı. Hayvancılığa ve tarıma uygundu. Fatih Sultan Mehmed, burayı dericiliğin merkezi haline getirdi. Zaman içinde tekstil ve demir sanayii, daha sonra ağır sanayi ve askeri tesisler kuruldu. Bu tesislerde çalışanlar için hastaneler açıldı. Anadolu’nun çeşitli şehirlerinden, çalışmak üzere göç edenlerle burada ülkemizin ilk gecekondulaşma tecrübesi yaşandı. Kazlıçeşme kendine has bir sanayi ve ticaret bölgesi haline geldi. Ancak semtin bu öncü konumu, çevre ve yerleşim problemlerini de birlikte getirdi. Çözüm için uzun süre projeler hazırlandı ve nihayet önce deri sanayi bölgeden ayrılarak yeni organize sanayi bölgelerine taşındı. Sonra askeri fabrikalar kapandı. Daha sonra diğer fabrikalar da üretimlerine son verdi. Böylelikle büyük bir sanayi mirası, planlı bir geleceğe devredilmiş oldu" dedi.
"Bugün açtığımız sergi, Kazlıçeşme’nin özetlemeye çalıştığım tarihini hatırlama imkanı sunuyor"
Açılan serginin Kazlıçeşme’nin tarihini hatırlama imkanı sunduğunu dile getiren Arısoy, "Bölgede devrini doldurmuş yapılar ortadan kalkarken tescilli eserler korundu. Altı asırlık tarihin son çeyrek asrına damgasını vuran, Kültür Vadisi projesi oldu. Adını mimar Turgut Cansever’e borçlu olan bu projeyle bölge yeniden planlandı, yıkımlar yapıldı, eski eserler restore edildi. Fişekhane gibi bazı yerler yeni fonksiyonlar kazandı. Bölge baştan başa ihya edildi. Kazlıçeşme yeni çehresine kavuştu. Yeniden fonksiyonlandırılan yapılardan biri de içinde bulunduğumuz Kazlıçeşme Sanat binasıdır. Askeri hastane olarak başlayan hayatı, yurt, askerlik şubesi, tanzim satış yeri ve 30 yıl Zeytinburnu belediye başkanlığı olarak sürmüştü. Sonra restore edilerek kültür merkezine dönüştürüldü. Binanın bu katında sanat galerisi dışında, restorasyon sırasında keşfedilen geç Roma zemin mozaiği üzerine kurduğumuz mozaik müzesi var. En üst katta ise sanat ihtisas kütüphanemiz bulunuyor. Bugün açtığımız sergi, Kazlıçeşme’nin özetlemeye çalıştığım tarihini hatırlama imkanı sunuyor. Sergide bölgenin eski yapılarını, üretim biçimlerini, insanlarını, insan ilişkilerini, bugüne kalan anıları, kısacası altı asırlık hafızayı, belgelerden, usta fotoğrafçılarımızın objektifinden ve yeni kuşak fotoğrafçılarımızın kadrajlarından izleyebileceğiz. Bu vesileyle Kazlıçeşme’de yaşamış, Kazlıçeşme’yi yaşatmış bütün insanlarımızı da yadetmiş olacağız" ifadelerini kullandı.

