94 ülkeden 3 binden fazla toprak örneğini inceleyen araştırma, yer altındaki doğal tohum bankalarının insan etkisiyle tür çeşitliliğini kaybettiğini ve ekosistemlerin yenilenme kapasitesinin zayıflayabileceğini ortaya koydu.
Toprağın Altındaki Gizli Tohum Rezervi Alarm Veriyor: Biyoçeşitlilik Kaybı Derinleşiyor
Dünya genelinden binlerce toprak örneğini inceleyen bilim insanları, toprağın altında metrekare başına ortalama binlerce tohum bulunmasına rağmen bu “doğal tohum bankalarının” tür çeşitliliğinin insan faaliyetleri nedeniyle ciddi baskı altında olduğunu ortaya koydu. Araştırma, özellikle tropikal bölgelerde ekosistemlerin doğal yenilenme kapasitesinin düşündüğümüzden daha kırılgan olabileceğine işaret ediyor.

Toprağın birkaç santimetre altında, yıllarca hatta bazı türlerde onlarca yıl canlı kalabilen dev bir biyolojik rezerv bulunuyor. Bilim insanlarının “toprak tohum bankası” olarak adlandırdığı bu yapı, yangın, kuraklık, tarımsal faaliyet veya başka bir çevresel bozulmanın ardından bitki örtüsünün yeniden oluşmasında kritik rol oynuyor.
Nature Communications dergisinde yayımlanan geniş kapsamlı araştırma, bu doğal rezervin dünya genelindeki durumuna ilişkin dikkat çekici sonuçlar ortaya koydu. 94 ülkeden 3 binden fazla toprak örneğinin incelendiği çalışmada, toprağın her metrekaresinde ortalama yaklaşık 5 bin canlı tohum bulunabildiği belirlendi.
Ancak bilim insanlarını asıl düşündüren nokta toplam tohum sayısından çok, bu tohumların temsil ettiği tür çeşitliliğioldu.
Çok tohum, yüksek çeşitlilik anlamına gelmiyor
Araştırma, toprağın altında yüksek miktarda tohum bulunmasının ekosistemin zengin olduğu anlamına gelmediğini gösterdi.
Özellikle tropikal bölgelerde yüzeyde son derece zengin bir bitki çeşitliliği bulunmasına rağmen, toprak içerisindeki tohum yoğunluğunun beklenenden düşük olduğu görüldü. Bu durum, tropikal ormanların büyük bir tahribatın ardından yalnızca toprakta kalan tohumlara dayanarak eski çeşitliliğine dönmesinin zor olabileceğine işaret ediyor.
Başka bir ifadeyle, yüzeyde yüzlerce farklı bitki türü bulunan bir ekosistemin altında aynı çeşitliliği koruyan bir “yedek depo” bulunmayabilir.
İnsan faaliyetlerinin etkisi belirgin
Çalışmada doğal ve insan etkisine maruz kalmış alanlar arasında da önemli farklılıklar tespit edildi.
İnsan müdahalesinin sınırlı olduğu ekosistemlerde toprak tohum bankalarının tür bakımından daha zengin olduğu görülürken, tarım, yoğun arazi kullanımı, yapılaşma ve habitat bozulmasının yaşandığı bölgelerde çeşitliliğin azaldığı belirlendi.
Araştırmacılar, uzun süre devam eden insan faaliyetlerinin yalnızca yüzeyde görülen bitki örtüsünü değil, toprağın altında gelecekte ortaya çıkabilecek bitkileri de etkileyebildiğine dikkat çekiyor.
Bu durum, ekosistemlerin bozulma sonrasında kendi kendine toparlanma kapasitesi açısından kritik önem taşıyor.
Doğal iyileşme kapasitesi azalabilir
Toprak tohum bankaları özellikle yangın, aşırı kuraklık veya başka bir çevresel olay sonrasında bitki örtüsünün yeniden oluşmasına yardımcı oluyor. Uygun sıcaklık, nem ve ışık koşulları oluştuğunda yıllardır toprakta bekleyen bazı tohumlar çimlenerek kaybolan bitki örtüsünün yeniden gelişmesini sağlayabiliyor.
Ancak tohum bankasındaki tür çeşitliliğinin azalması halinde yeniden oluşan ekosistem, bozulmadan önceki yapısından çok daha farklı ve daha fakir hale gelebiliyor.
Bilim insanlarına göre bu durum, doğa restorasyonu çalışmalarında yalnızca mevcut bitki örtüsünün değil, toprağın altında bulunan biyolojik rezervlerin de korunması gerektiğini gösteriyor.
Tropikal bölgeler daha kırılgan olabilir
Araştırmanın dikkat çeken sonuçlarından biri de iklim bölgeleri arasındaki büyük farklılık oldu.
Soğuk ve ılıman bölgelerde bazı bitki türlerinin tohumları uzun süre toprakta kalabilirken, sıcak ve nemli tropikal ortamlarda tohumların daha hızlı çimlenmesi, bozulması veya canlılığını kaybetmesi mümkün olabiliyor.
Bu nedenle tropikal ormanlarda yaşanan büyük ölçekli tahribatların ardından doğal yenilenmenin yalnızca toprak tohum bankasına bırakılması yeterli olmayabilir. Uzmanlar, bazı bölgelerde aktif tohumlama, fidan dikimi ve habitat restorasyonu gibi ek çalışmaların gerekebileceğini belirtiyor.
Araştırma, biyoçeşitlilik kaybının yalnızca gözle görülen bitki ve hayvan türleri üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini ortaya koyuyor. Toprağın altında bulunan ve geleceğin bitki örtüsünü oluşturabilecek tohumların çeşitliliğinin korunması da ekosistemlerin iklim değişikliği, yangın ve insan faaliyetlerine karşı dayanıklılığı açısından kritik önem taşıyor.
