Gündem
KAYNAK TRT Haber Son Dakika · YAZAR Kent 44 · HABER GİRİŞ 11 Eylül 2026, 10:57

Yunan gazetesi Türkiye’nin gücünü rakamlarla masaya yatırdı: Dikkat çeken sonuç

Yunanistan’ın önde gelen gazetelerinden To Vima’da yayımlanan analizde Türkiye’nin ekonomik büyüklüğü, askeri kapasitesi, savunma sanayii ve bölgesel ilişkileri mercek altına alındı. Yannis Marinos, ortaya çıkan tablonun bölgedeki hiçbir ülkenin Türkiye’nin gücünü görmezden gelemeyeceğini gösterdiğini savundu.

Yunanistan’da yayımlanan To Vima gazetesi, Türkiye’nin ekonomik, askeri ve jeopolitik kapasitesini rakamlarla değerlendiren dikkat çekici bir analiz yayımladı.
Haber Özeti

Yunan To Vima gazetesi Türkiye’nin askeri, ekonomik ve diplomatik gücünü mercek altına aldı. Analizde “Türkiye’yi kimse görmezden gelemez” değerlendirmesi yapıldı.

Yunanistan’ın önde gelen gazetelerinden To Vima, Türkiye’nin son yıllarda artan bölgesel etkisini askeri, ekonomik ve diplomatik veriler üzerinden değerlendiren dikkat çekici bir analiz yayımladı.

Yunan gazeteci Yannis Marinos imzalı yazıda Türkiye’nin nüfusundan ekonomik büyüklüğüne, NATO’daki askeri konumundan savunma sanayii ihracatına kadar çeşitli göstergeler sıralandı.

Marinos, Türkiye’ye ilişkin rakamların bölgedeki hiçbir ülkenin Ankara’yı görmezden gelmesine izin vermediğini ve ülkenin farklı alanlarda önemli pazarlık kozlarına sahip olduğunu savundu.

Ekonomik büyüklüğe dikkat çekildi

Analizde Türkiye’nin yaklaşık 86 milyonluk nüfusuyla bölgenin en kalabalık ülkelerinden biri olduğuna dikkat çekildi.

Türkiye ekonomisinin nominal büyüklüğünün yaklaşık 1,6 trilyon dolar seviyesine ulaştığı belirtilirken dış ticaret kapasitesi de ülkenin önemli güç unsurlarından biri olarak gösterildi.

Resmî verilere göre Türkiye’nin 2025 yılı ihracatı 273,4 milyar dolar, ithalatı 365,5 milyar dolar olurken toplam dış ticaret hacmi 638,9 milyar dolara ulaştı.

To Vima analizinde Türkiye ihracatının yüzde 41,5’inin Avrupa Birliği ülkelerine yöneldiği belirtilerek Avrupa pazarının Türk ekonomisi açısından taşıdığı öneme vurgu yapıldı.

NATO’daki konumu öne çıkarıldı

Yazıda Türkiye’nin askeri kapasitesi de geniş yer buldu.

Türkiye’nin ABD’nin ardından NATO’nun ikinci büyük ordusuna sahip olduğu hatırlatılırken bu askeri kapasitenin ülkenin bölgesel etkisini güçlendiren temel unsurlardan biri olduğu değerlendirmesi yapıldı.

NATO da Türkiye’nin ittifakın kolektif savunmasına yaptığı katkılarda sahip olduğu büyük askeri gücü ve stratejik coğrafi konumu düzenli olarak öne çıkarıyor.

Savunma ihracatı 10 milyar doları aştı

Yunan gazetecinin dikkat çektiği bir diğer başlık Türk savunma sanayiindeki hızlı büyüme oldu.

Türkiye’nin savunma ve havacılık ihracatı 2025 yılında 10 milyar 54 milyon dolarla tarihi rekor kırdı. Bu tutar 2021 seviyesinin yaklaşık üç katına karşılık geliyor.

İnsansız hava araçları, füze sistemleri, zırhlı araçlar, mühimmat, elektronik harp sistemleri ve askeri platformlarda artan üretim kapasitesinin Türkiye’ye yalnızca askeri değil, diplomatik açıdan da yeni hareket alanları sağladığı değerlendiriliyor.

Komşularla kurulan ilişkiler mercek altında

To Vima, Türkiye’nin bölgesel gücünü yalnız askeri ve ekonomik göstergeler üzerinden değerlendirmedi.

Analizde Suriye’deki yeni yönetimle ilişkiler, Mısır’la son yıllarda yaşanan yakınlaşma, Suudi Arabistan ve Katar ile iş birlikleri, Irak ve Irak Kürt Bölgesel Yönetimiyle ekonomik ilişkiler ile Birleşik Arap Emirlikleriyle gelişen bağlara dikkat çekildi.

İran ile Türkiye arasındaki ilişki ise “kontrollü rekabet” olarak değerlendirildi. İki ülkenin yaklaşık 560 kilometrelik sınırının yüzyıllardır büyük ölçüde değişmeden kalmasının, bölgesel rekabete rağmen belirli bir denge yarattığı ifade edildi.

“Gücü arttı ancak sınırları var”

Analizde Türkiye’nin yükselen etkisine ilişkin daha temkinli değerlendirmelere de yer verildi.

Brookings Enstitüsünün değerlendirmesine atıf yapan Marinos, Türkiye’nin Orta Doğu’daki artan gücünün bir gerçek olduğunu ancak Ankara’nın tek başına bölgesel düzeni şekillendirebilecek noktaya henüz ulaşmadığını aktardı.

Yazıda ortaya konulan genel tablo ise Türkiye’nin ekonomi, savunma sanayii, askeri kapasite ve diplomatik ilişkilerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiği ve Ankara’nın bölgesel denklemlerde göz ardı edilemeyecek bir aktör haline geldiği yönünde oldu.