Türkiye’nin Binyamin Netanyahu hakkında Interpol kırmızı bülteni talebi New York Times, Le Monde ve Avrupa basınında geniş yer buldu. Talebin hukuki kapsamı ve Türkiye-İsrail gerilimi mercek altına alındı.
Netanyahu İçin Kırmızı Bülten Hamlesi Dünya Basınında: Gözler Interpol’de
Türkiye’nin İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hakkında Interpol kırmızı bülteni yayımlanması için başlattığı süreç, ABD’den Fransa’ya, İspanya’dan İtalya’ya uluslararası basında geniş yankı buldu. Yabancı basın, talebin hukuki niteliğinin yanı sıra Türkiye-İsrail ilişkilerinde Gazze ve Suriye üzerinden yükselen gerilime dikkat çekti.

Türkiye’nin İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hakkında Interpol aracılığıyla kırmızı bülten yayımlanmasını istemesi, uluslararası basının gündemine girdi. ABD merkezli New York Times’tan Fransa’nın Le Monde gazetesine, İspanya’dan İtalya’ya birçok yayın kuruluşu gelişmeyi Türkiye ile İsrail arasında son dönemde artan siyasi ve diplomatik gerilim çerçevesinde değerlendirdi.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, 21 Ağustos’ta yaptığı açıklamada, İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 2026/108 esas sayılı dosyasında Netanyahu ve Afek Moskovitch’in de aralarında bulunduğu 35 sanık hakkında kovuşturmanın sürdüğünübildirdi.
Gürlek, Netanyahu ve Moskovitch hakkında “soykırım” suçundan 14 Temmuz 2026’da verilen yakalama emirleri doğrultusunda, uluslararası düzeyde aranmaları amacıyla kırmızı bülten yayımlanmasının Adalet Bakanlığı tarafından İçişleri Bakanlığından talep edildiğini, ilgili belgelerin Dışişleri Bakanlığına da gönderildiğini açıkladı. Dolayısıyla kırmızı bülten süreci 35 sanığın tamamını değil, mevcut açıklamaya göre Netanyahu ile Moskovitch’i kapsıyor.
New York Times gerilimin yükseldiğine dikkat çekti
ABD merkezli The New York Times, gelişmeyi “Türkiye, filo aktivistlerine kötü muamele edildiğini belirterek Netanyahu’nun tutuklanmasını istiyor” başlığıyla okuyucularına duyurdu.
Gazete, Türkiye’nin Interpol kırmızı bülteni talebinin Ankara ile Tel Aviv arasındaki ilişkilerin yeniden sertleştiği bir dönemde geldiğine dikkat çekti. Haberde kırmızı bültenin, dünya genelindeki kolluk kuvvetlerinden aranan kişinin yerinin belirlenmesi ve olası iade işlemleri öncesinde geçici olarak yakalanmasına yönelik uluslararası bir bildirim niteliği taşıdığı aktarıldı.
Ancak kırmızı bülten, bazı haberlerde kullanılan “uluslararası tutuklama emri” ifadesinden hukuken farklı bir mekanizma. Interpol’un kendi açıklamasına göre kırmızı bülten uluslararası yakalama emri değil; üye ülkelerin kolluk birimlerine yapılan yer tespiti ve geçici yakalama talebi niteliğinde.
Bir kişinin yakalanıp yakalanmayacağına ise bulunduğu ülke kendi hukukuna göre karar veriyor. Interpol ayrıca kendisine ulaşan talepleri teşkilatın kuralları ve siyasi, askeri, dini veya ırksal nitelikte faaliyetleri yasaklayan hükümleri çerçevesinde incelemeye tabi tutuyor.
Le Monde stratejik rekabete odaklandı
Fransız Le Monde ise 23 Ağustos’ta yayımladığı analizinde Türkiye ile İsrail arasındaki son gerilimi yalnızca iki lider arasındaki sert söylemler üzerinden değerlendirmedi.
Gazete, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Netanyahu arasındaki kişisel gerilimin yanı sıra iki ülkenin Suriye, Gazze ve bölgesel güç dengeleri konusunda giderek daha fazla karşı karşıya geldiğine dikkat çekti.
Le Monde’a göre Netanyahu hakkındaki hukuki girişim, son dönemde İsrail’in Suriye’de düzenlediği saldırılar ve Türkiye’nin bölgede artan etkisine ilişkin İsrail’deki kaygılarla birlikte değerlendirilmesi gereken daha kapsamlı bir rekabetin parçası.
Netanyahu yönetimi Türkiye’nin girişimini reddederken Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik sert ifadeler kullandı. Ankara da İsrail yönetiminin açıklamalarına tepki gösterdi. Reuters, karşılıklı açıklamaların Gazze’nin yanı sıra İsrail’in Suriye’deki hava saldırıları nedeniyle zaten gerilmiş olan ilişkileri daha da sertleştirdiğini aktardı.
İspanyol basını kırmızı bültenin sınırlarını anlattı
İspanya’nın önde gelen gazetelerinden El País, Türkiye’nin talebini ayrıntılı biçimde ele alırken kırmızı bültenin hukuki sonuçlarına özellikle dikkat çekti.
Gazete, kırmızı bültenin Interpol üyesi ülkelerin polis teşkilatlarına aranan kişinin yerinin belirlenmesi ve geçici olarak yakalanmasına yönelik bir iş birliği talebi olduğunu ancak üye devletleri otomatik olarak tutuklama yapmakla yükümlü kılmadığını vurguladı.
El País ayrıca Netanyahu ve diğer sanıkların İstanbul’daki davada gıyaben yargılandığını belirterek, Türkiye’nin girişiminin İsrail’in son dönemde Suriye’de gerçekleştirdiği askeri operasyonlarla yükselen diplomatik gerilimin ortasında geldiğine dikkat çekti.
İtalyan basınından Mavi Marmara hatırlatması
İtalyan basınında ise Türkiye-İsrail ilişkilerinin geçmişindeki Mavi Marmara krizi yeniden gündeme getirildi.
Corriere della Sera, Netanyahu için başlatılan süreci değerlendirirken 31 Mayıs 2010’da Gazze’ye gitmeye çalışan Mavi Marmara gemisine İsrail askerlerinin düzenlediği baskını hatırlattı. Gazete, 16 yıl sonra Gazze’ye giden başka bir filonun yeniden Türkiye ile İsrail arasında hukuki ve diplomatik kriz başlığına dönüştüğüne dikkat çekti.
Mavi Marmara olayının ardından Türkiye’de dönemin İsrailli askeri yetkilileri hakkında da yakalama kararları verilmiş ve Interpol kırmızı bülteni çıkarılması istenmişti. Daha sonraki diplomatik süreçte ise iki ülke arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesine yönelik adımlar atıldı.
İsrail’in özrü 2013’te geldi
Mavi Marmara sürecine ilişkin tarihsel kronolojide önemli bir ayrıntı bulunuyor. İsrail’in Türkiye’den resmî özrü 2023 yılında değil, 22 Mart 2013’te gerçekleşti.
Dönemin ABD Başkanı Barack Obama’nın İsrail ziyareti sırasında yürüttüğü diplomatik temasların ardından Netanyahu, dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ı telefonla arayarak Mavi Marmara operasyonunda meydana gelen can kayıpları nedeniyle özür diledi. Erdoğan da Türkiye adına özrü kabul etti.
Türkiye ve İsrail daha sonra Haziran 2016’da normalleşme anlaşmasına vardı. Anlaşma kapsamında İsrail’in Mavi Marmara’da hayatını kaybedenlerin yakınlarına dağıtılmak üzere 20 milyon dolar tazminat ödemesi kararlaştırıldı ve diplomatik temsilin yeniden büyükelçi seviyesine çıkarılmasının önü açıldı.
Yeni dava Küresel Sumud Filosu üzerinden yürütülüyor
Günümüzdeki kırmızı bülten sürecinin temelinde ise Mavi Marmara değil, Küresel Sumud Filosu’na yönelik müdahalelerle bağlantılı Türkiye’de yürütülen dava bulunuyor.
Küresel Sumud Filosu, Mayıs 2026’da Marmaris’te yeniden bir araya gelerek Gazze’ye doğru yola çıktı. 14 Mayıs’ta 54 tekne ve yüzlerce aktivistle Marmaris’ten hareket eden filo, 18 Mayıs’ta Kıbrıs açıklarındaki uluslararası sularda İsrail deniz kuvvetlerinin müdahalesiyle karşılaştı.
Türk makamları, davada sanıklara “insanlığa karşı suç”, “soykırım”, “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma”, “kasten yaralama”, “eziyet”, “mala zarar verme”, “nitelikli yağma” ve “ulaşım araçlarının kaçırılması” gibi suçlamalar yöneltildiğini bildiriyor. Bunlar Türkiye’de devam eden yargılamadaki suçlamalar olup kesinleşmiş mahkûmiyet hükümleri değil.
Netanyahu yönetimi ise Türkiye’nin suçlamalarını ve girişimini reddediyor. Interpol’un Türkiye’den yapılan başvuruyu kendi mevzuatı açısından değerlendirerek kırmızı bülten yayımlayıp yayımlamayacağı henüz kesinleşmiş değil.
Bu nedenle sürecin bundan sonraki en kritik aşaması, Türkiye’deki ulusal yakalama kararından farklı olarak, Interpol’un talebi kabul edip etmeyeceğine ilişkin vereceği karar olacak.
